Amerikan Kanser Derneği’nin 2026 Kanser İstatistikleri Raporu’na göre kanser tanısı alan her 10 kişiden 7’si en az 5 yıl yaşamını sürdürüyor. Bu oran, kanser tedavisinde önemli bir eşiğin aşıldığını gösterirken; aynı dönemde özellikle genç yaş grubunda kolon kanseri vakalarının artması dikkat çekiyor. Son bilimsel çalışmalar, bağırsak dokusunda meydana gelen sertleşmenin, kanser gelişiminde genetikten bağımsız erken bir uyarı mekanizması olabileceğine işaret ediyor. Güncel veriler ise kanserin yalnızca genetik bir hastalık olmadığını; erken tanı, doku yapısı ve yaşam tarzının da hastalığın gelişiminde belirleyici rol oynadığını ortaya koyuyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, kolon kanserinde son ve yeni bilimsel yaklaşımlara ilişkin bilgiler verdi. 

Kanser artık sadece genetik bir hastalık değil

Kanser uzun yıllar ağırlıklı olarak genetik mutasyonlar üzerinden tanımlandı. Ancak güncel bilimsel veriler, genetik testleri normal olan bireylerde de kanser gelişebildiğini göstermektedir. Bu durum, kanserin yalnızca genetik değil; hücrenin bulunduğu doku ortamıyla da yakından ilişkili bir hastalık olduğunu ortaya koymaktadır.

Genç yaşta kolon kanseri görülme sıklığı artıyor

Kolon kanseri ileri yaş hastalığı olarak bilinmekle birlikte, 50 yaş altı bireylerde görülme sıklığında artış izlenmektedir. Genç hastaların önemli bir bölümünde kalıtsal genetik risk faktörleri saptanmamaktadır. Bu tablo, kolon kanserinin başlangıcında genetikten bağımsız biyolojik süreçlerin etkili olabileceğini düşündürür. Son 30 yıla bakıldığında yıllık artış oranı yüzde 0,5 ile 2,4 arasında değişmiş durumda. Mevcut eğilimin sürmesi halinde 2030 yılına kadar bu artışın yüzde 124’e ulaşması beklenmektedir. Örneğin; vakaların önemli bir bölümünde “Lynch sendromu” gibi kalıtsal genetik mutasyonlar saptanmamıştır. Bu durum, kolon kanserinin yalnızca genetik faktörlerle açıklanamayacağını gösterir.

Bağırsak duvarındaki sertleşme erken bir uyarı olabilir

Son çalışmalar, genç kolon kanseri hastalarında bağırsak duvarının normalden daha sert olduğunu göstermektedir. Üstelik bu sertliğin yalnızca tümörlü alanlarda değil, henüz normal görünümlü dokularda olduğu da tespit edildi. Elde edilen bulgulara bakıldığında kanser gelişiminin önce bağırsak dokusunda yapısal değişiklikler başlattığı net bir şekilde saptanmıştır.  

Kanserin fiziği, genetiği kadar belirleyici

Hücrelerin yalnızca kimyasal sinyallere değil, içinde bulundukları dokunun sertliğine de yanıt vermektedir. Bağırsak duvarındaki sertleşmenin, hücrelerde kontrolsüz çoğalmayı tetikleyen sinyal yollarını aktive edebilir. Bu mekanizma, genetik bir bozukluk olmaksızın da kanser sürecinin başlatabilir.

Gelecekte kolon kanserinde tarama yaklaşımları değişebilir

Kanser tedavisinde son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Erken tanı uygulamaları, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler sayesinde sağkalım oranlarında belirgin artış sağlandı. Buna karşın kanser tanısı alan kişi sayısındaki artış, önleyici yaklaşımların güçlendirilmesini ve risk faktörlerinin daha fazla önemsenmesini gerekli kıldı.

Elde edilen bilimsel veriler, tarama yöntemlerinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Gelecekte kolonoskopi uygulamalarında yalnızca poliplerin değil, bağırsak duvarı sertliğinin de değerlendirilmesi mümkün olabilecek. Bu da doku sertliğindeki artışın, kanser oluşmadan çok önce saptanabilmesini ve erken bir uyarı işareti olarak kullanılabilmesini sağlayabilir.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı