ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Karadeniz’in moderatörlüğünü üstlendiği söyleşide, ilişkilerde iletişimin önemine değinen Gülcan Özer, ilişki konuşmalarının çoğu zaman zorlayıcı olduğunu ancak sağlıklı bir bağ kurmanın başka bir yolu bulunmadığını belirtti. İnsanların birbirini doğru anlamasının, yanlış anlamaktan daha zor olduğuna dikkat çeken Özer, her bireyin kendine özgü bir iç dünyaya sahip olduğunu ifade etti.
Romantik ilişkilerin diğer ilişkilere kıyasla daha kırılgan bir yapıya sahip olduğunu dile getiren Özer, bu nedenle bu alanlarda daha özenli ve bilinçli bir iletişim kurulması gerektiğini söyledi.
Olumsuzluklar neden daha güçlü?
Söyleşide dikkat çeken başlıklardan biri de ilişkilerde olumsuz deneyimlerin etkisiydi. Özer, bir olumsuz deneyimin etkisini dengelemek için beş olumlu deneyime ihtiyaç duyulduğunu belirterek, insan doğasının negatif olana daha duyarlı olduğuna işaret etti.
İyi anların ve olumlu paylaşımların ifade edilmesinin çoğu zaman ihmal edildiğini vurgulayan Özer, ilişkilerde sadece sorunların değil, iyi anların da konuşulmasının önemine dikkat çekti.
“İlişkiler bir süreçtir ve dönüşüm kaçınılmazdır”
Bireylerin zaman içinde değiştiğini ve bunun sağlıklı bir gelişim göstergesi olduğunu belirten Özer, kişisel dönüşüm ile ilişki dinamiklerinin her zaman paralel ilerlemediğini ifade etti.
İlişkilerde tarafların farklı hızlarda değişebileceğini ve bunun zaman zaman uyumsuzluklara yol açabileceğini belirten Özer, esnemeyen yapıların kırılgan hale geldiğini söyledi.
“Her ilişkinin bir ömrü olabilir”
Toplumda ilişkilerin “ömür boyu sürmesi” üzerinden değerlendirildiğini ancak bunun her zaman gerçekçi olmadığını ifade eden Özer, ilişkilerin de bir yaşam döngüsü olabileceğini dile getirdi.
İlişkilerin sağlıklı bir şekilde sonlandırılmasının da en az sürdürülmesi kadar önemli olduğunu belirten Özer, ayrılık süreçlerinde nezaket ve “helalleşme” kültürünün önemine dikkat çekti.
Evlilik bir “müessese” ve dönüşüyor
Evliliği toplumsal bir kurum olarak tanımlayan Özer, değişen sosyolojik dinamiklerle birlikte evlilik yapısının da dönüşüm geçirdiğini ifade etti. Özellikle kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha aktif rol almasının, ilişkilerin yapısını ve sürdürülebilirliğini doğrudan etkilediğini vurguladı.
“Hayatın anlamı kişiseldir ve değişir”
Söyleşinin son bölümünde yaşam amacı kavramına değinen Özer, varoluşçu yaklaşım çerçevesinde hayatın anlamının bireysel ve değişken olduğuna dikkat çekti.
İnsanların yaşamları boyunca farklı dönemlerde farklı anlamlar bulabileceğini belirten Özer, “hayatın anlamı” kavramının tek ve sabit bir hedef yerine, kişisel deneyimlerle şekillenen dinamik bir süreç olduğunu ifade etti.
Koçluk dünyası için ilham verici bir buluşma
Koçluk metodolojisiyle güçlü paralellikler taşıyan söyleşi, katılımcılara hem profesyonel hem de kişisel gelişim açısından önemli kazanımlar sundu. İlişki sistemlerine dair derinlikli bakış açısı, koçların danışanlarıyla kurdukları bağlara da yeni bir perspektif kazandırdı.
Etkinlik sonunda katılımcılar, Gülcan Özer’in kitaplarını imzalatma fırsatı da buldu.
ICF Türkiye, farklı disiplinlerden uzmanları koçluk dünyasıyla buluşturmaya devam ederek, mesleki gelişimi destekleyen etkinliklerine önümüzdeki dönemde de devam edecek.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
