Sergi Söyleşileri’nde Ahmet Yakupoğlu’nun resim sergisi “Bir Hezarfenin İzleri” hakkında konuşuldu. Serginin küratörü Erkan Doğanay’ın moderatörlük yaptığı söyleşide Günseli Kato ve Semih İrteş konuşmacı olarak yer aldı. Kazlıçeşme Sanat’ta gerçekleşen program 6 Nisan Pazartesi akşamı saat 19.30’da başladı.
Ahmet Yakupoğlu’nun görsel sanatlardan musikîye uzanan, çok yönlü ve uzun soluklu sanat yolculuğu bu programda ele alındı. Bir hezarfenin izlerinin sürüldüğü söyleşide moderatörlüğü serginin küratörü Erkan Doğanay üstlenirken Günseli Kato ve Semih İrteş, “Süheyl Ünver Atölyesinden Hezarfene Ahmet Yakupoğlu” konusu çerçevesinde konuştu.
“Ahmet Yakupoğlu’nun değeri anlaşılmadı.”
Günseli Kato, Ahmet Yakupoğlu’nun hak ettiği değeri görmediğini söyledi:
“Ahmet Yakupoğlu’nun değeri bence Türkiye’de anlaşılmış değil. Kütahya’da da anlaşılmadı. Kütahya bir sanat şehri olmasına rağmen Kütahya’daki üniversiteler de büyük şehirlere öykünüyorlar. Bizim eksik, kompleksli tavrımız bu. Cumhuriyet’ten sonra kafamızı hep Batı’ya çevirmişiz, Batı’nın getirdiklerini sevmişiz. Geleneksel sanatlar bu hükümetle birlikte üniversitelere girdi, kurslar açıldı. Ama ruhumuzda hala Batı hikâyesi var. Ahmet Yakupoğlu İstanbullu olsa başka olurdu.”
“Ahmet Yakupoğlu konuşurken not tutmamak imkânsızdı.”
Semih İrteş, Ahmet Yakupoğlu’nun ders verdiği atölyedeki tutumu hakkında konuştu:
“Ahmet Yakupoğlu, her şeyi çok güzel anlatırdı. Sanki sana değil de bütün topluma birden anlatıyordu. Bazı şeyleri bakışlarıyla ifade ederdi. O konuşurken not tutmama gibi bir gaflete düşmek mümkün değildi. Çok sessiz bir atölyeydi. Şu anki eğitim süreci gibi değil. Onların belirli bir müfredatı olur. Yakupoğlu, Türk kültürünü anlatırdı. Türk mimarisinden örnekler verirdi.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
