Ramazan ayında oruç ile birlikte vücudumuz yeni bir beslenme ve uyku ritmine geçiyor. Haliyle göz sağlığımız da bu değişikliklerden etkileniyor. Özellikle de ekran sürelerinin artması kuru göz hastalığına davetiye çıkarabiliyor. 

Doç. Dr. Başak Bostancı, Ramazan ayında göz sağlığındaki hassasiyetin arttığını belirterek, “Uzun süreli susuzluk ve artan dijital mesai nedeniyle gözlerimiz daha fazla özen bekliyor. Kontrollü ekran kullanımı ve iftar ile sahur arasındaki dengeli sıvı alımı bu dönemdeki gözyaşı kalitemizi korumanın en önemli anahtarıdır” diyor.

 Bulanık görme meydana gelebilir

Vücudun uzun süre sıvıdan uzak kalmasının gözyaşı üretimini azaltabileceğini belirten Doç. Dr. Başak Bostancı, bu durumun sadece basit bir yanma hissiyle sınırlı kalmadığını belirtiyor: “Gözyaşının yağ, su ve müsin tabakalarından oluşan dengesi bozulduğunda; kızarıklık, batma ve kaşıntı gibi şikayetlerin yanı sıra ‘görme fluktuasyonu’ dediğimiz görme bulanıklıkları meydana gelebilir. Özellikle ailesinde şeker hastalığı öyküsü olanlar, 40 yaş üstü bireyler ve yüksek miyopisi bulunanlar için Ramazan öncesi ve esnasında kapsamlı bir göz taraması hayati önem taşır.”

 Dijital ekran sendromuna karşı 20-20-20 kuralı

Ramazan’da vakit geçirmek amacıyla artan dijital ekran kullanımının “Dijital Ekran Sendromu”nu tetiklediğini hatırlatan Doç. Dr. Başak Bostancı, ekran başında daha az göz kırpmanın kuruluğu şiddetlendirdiğini söylüyor. Bu noktada basit ama etkili bir göz koruma yöntemi olan 20-20-20 kuralını öneriyor: “Her 20 dakikada bir, en az 20 saniye boyunca, yaklaşık 6 metre (20 fit) uzağa bakmak göz kaslarını dinlendirir ve göz kuruluğunu önlemeye yardımcı olur.”

 Tedavide Kişiye Özel “Basamaklı” Yaklaşım

Göz kuruluğunun tedavisinde tek bir mucizevi ilacın olmadığını, “basamaklı tedavi” yönteminin esas alınması gerektiğini belirten Doç. Dr. Başak Bostancı, tedavi sürecini şu şekilde anlatıyor:

“Tedaviye her zaman risk analiziyle başlıyoruz. Hastanın sistemik hastalıklarını, (hipotiroidi, diyabet, hipertansiyon), kullandığı ilaçları (antihistaminikler, antidepresanlar, doğum kontrol hapları) ve çalışma ortamını titizlikle inceliyoruz. İhtiyaca göre klinik ortamda uyguladığımız testlerle gözyaşının miktarının mı yoksa kalitesinin mi (buharlaşma süresi) sorunlu olduğunu saptıyoruz. Tedavide eksik olan bileşene göre seçilen suni gözyaşı damlalarının yanı sıra, daha ciddi vakalarda antiinflamatuar ilaçlar, kirpik hijyeni için özel şampuanlar ve sıcak kompresler kullanılabiliyor.” 

Modern Çözümler: IPL ve Maske Tedavileri

Geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda teknolojik çözümleri devreye aldıklarını belirten Doç. Dr. Başak Bostancı, özellikle kirpik diplerindeki yağ bezlerini hedef alan IPL yani Yoğun Atımlı Işık ve maske tedavilerinin, deneyimli hekimler tarafından uygulandığında olumlu sonuçlar verdiğini belirtiyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı